(N)eyime (L)azım (P)ırasa

“Kişisel Gelişim çılgınlığı bizleri düşünme yetisinden yoksun odun kafalı bir topluma dönüştürmektedir.”

Prof. Frank Furedi

Çağımızın yükselen akımı NLP ya da kişisel gelişim dediğimiz teknik ne kadar geliştiriyor acaba bizi ? Pardon ne kadar geliştiriyor demek yanlış bir kelime oldu. Ne kadar geriletiyor? sorusunu sormamız daha yerinde olacaktır. Bugün kişisel gelişim kitaplarına baktığımız zaman hiç bir edebi değer taşımayan ve tamamen ticari amaç üstüne kurulmuş bir tezgah olduğu fark ediliyor. Yazar önce ruhumuzu okşamaya başlıyor. Sen yaparsın, ağasın, paşasın, içinde ki canavarı dinle, sen en iyisine layıksın gibi sözlerle önce bizi teslim alıyor. Sonra da şuan yaşadığımız hayatın tamamen boş olduğunu aşılıyor. Okuyan kişide bir hırs ve şükürsüzlük başlıyor. Son dönem kitap satışlarına baktığımızda listenin en üst sırasında ” The Secret” kitabının yer aldığını görüyoruz. Kitap ABD ve Kanada’da 2 milyondan fazla sattı. 20 dilde çevirisi yapıldı. Bu tip kitaplar afyon etkisi yapıp tamamen beyni uyuşturuyor. İçimizde ki canavarı uyandırıyor. Kişide artık bir doyumsuzluk başlıyor ve tüketim canavarına dönüşüyor. Sürekli en iyisini alayım şiş kebap dururken neyime lazım pırasa diyen bir tip çıkıveriyor karşımıza. Ayağını yorganına göre uzatma, ayağına göre yorgan al düsturunu benimsemiş bir tüketim robotuyla karşı karşıya kalıyoruz. Kişisel gelişim bireye en iyi olabilmesi için, istediği paraya ve mevkiye ulaşabilmesi için herşeyi mubah kılıyor. Bütün insalara merdiven gözüyle baktırıyor. Başarıyla ulaşmak için sırtlarına bas ve çık! Okuduğum bir kişisel gelişim kitabında yazarın tavsiyesi günde kendimize 15 dakika ayırıp önceden hazırlamış olduğumuz sorularla aynanın karşısına geçip deli gibi kendimizle soru – cevap yapmayı öneriyor. Yani büyüklerinle  ehlinle istişareyi bırak her işte iç sesini, nefsinin sesini dinle “ene” merkezli dünyanı oluştur diyor yazar. Bu tip kişisel gelişim seansları bireye öyle bir gaz veriyor ki (sözde) başarının bütün sırlarını öğretiyor ve yapamadığın zaman kendini beceriksiz, çaresiz hissediyorsun. Sistem kusursuz lakin sen kusurlusun bilinci oluşuyor kişide. Nice kişi bu başarızlık sonucunda psikolojik bunalıma girmiştir hatta intiharla sonuçlanan vakalar dahi olmuştur. Bir insan için ne kadar hazin bir son.

THE END!
Sslçuk Serkan / İzah Dergisi

Visited 21 times, 1 visit(s) today